speaking French ile ilgili cümleler

Stop speaking French. — Fransızca konuşmayı kes.

I hate speaking French. — Fransızca konuşmaktan nefret ediyorum.

I like speaking French. — Ben Fransızca konuşmayı seviyorum.

I love speaking French. — Fransızca konuşmayı seviyorum.

Tom is speaking French. — Tom Fransızca konuşuyor.

They’re speaking French. — Fransızca konuşuyorlar.

Are they speaking French? — Fransızca konuşuyorlar mı?

I prefer speaking French. — Fransızca konuşmayı tercih ederim.

I grew up speaking French. — Ben Fransızca konuşarak büyüdüm.

Tom hates speaking French. — Tom Fransızca konuşmaktan nefret eder.

speaking French isn’t easy. — Fransızca konuşmak kolay değildir.

I heard Tom speaking French. — Tom’un Fransızca konuştuğunu duydum.

That boy is speaking French. — O çocuk Fransızca konuşuyor.

That boy is speaking French. — O oğlan Fransızca konuşuyor.

Tom grew up speaking French. — Tom Fransızca konuşarak büyüdü.

Tom prefers speaking French. — Tom Fransızca konuşmayı tercih eder.

Tom went on speaking French. — Tom Fransızca konuşmaya devam etti.

I don’t like speaking French. — Fransızca konuşmayı sevmiyorum.

speaking French is difficult. — Fransızca konuşmak zordur.

They weren’t speaking French. — Fransızca konuşmuyorlardı.

Those men are speaking French. — ޞu adamlar Fransızca konuşuyorlar.

Those men are speaking French. — ޞu adamlar Fransızca konuşuyor.

Those men are speaking French. — O adamlar Fransızca konuşuyorlar.

Those men are speaking French. — O adamlar Fransızca konuşuyor.

Tom is always speaking French. — Tom hep Fransızca konuşuyor.

Tom is bad at speaking French. — Tom Fransızca konuşmada kötüdür.

He tried speaking French to us. — Bizimle Fransızca konuşmayı denedi.

speaking French is easy for me. — Fransızca konuşmak benim için kolay.

The boy speaking French is Tom. — Fransızca konuşan çocuk Tom’dur.

Tom is good at speaking French. — Tom Fransızca konuşmada iyidir.

Are you good at speaking French? — Fransızca konuşmada iyi misin?

Did you grow up speaking French? — Fransızca konuşarak mı büyüdünüz?

I think Tom was speaking French. — Sanırım Tom Fransızca konuşuyordu.

I’m not good at speaking French. — Fransızca konuşmada iyi değilim.

speaking French is a lot of fun. — Fransızca konuşmak çok eğlenceli.

Those people are speaking French. — O insanlar Fransızca konuşuyor.

Tom doesn’t like speaking French. — Tom Fransızca konuşmayı sevmez.

I feel like speaking French today. — Bugün canım Fransızca konuşmak istiyor.

I grew up speaking French at home. — Evde Fransızca konuşarak büyüdüm.

Have you heard Tom speaking French? — Tom’un Fransızca konuşmasını duydun mu?

Tom is terrible at speaking French. — Tom Fransızca konuşmada çok kötü.

Tom seemed to like speaking French. — Tom Fransızca konuşmaktan hoşlanıyor gibi görünüyordu.

Why are you speaking French to Tom? — Tom’la neden Fransızca konuşuyorsun?

Didn’t you hear her speaking French? — Onun Fransızca konuştuğunu duymadın mı?

I heard Tom speaking French to Mary. — Tom’un Mary’yle Fransızca konuştuğunu duydum.

I really don’t like speaking French. — Gerçekten Fransızca konuşmayı sevmiyorum.

I’m not good at speaking French yet. — Fransızca konuşmada henüz iyi değilim.

I practiced speaking French with Tom. — Ben Tom’la Fransızca konuşmayı pratik yaptım.

I’m not very good at speaking French. — Fransızca konuşmada çok iyi değilim.

Tom and Mary weren’t speaking French. — Tom ve Mary Fransızca konuşmuyorlardı.

I get nervous when I’m speaking French. — Fransızca konuştuğum zaman geriliyorum.

Tom isn’t very good at speaking French. — Tom Fransızcaa konuşmada çok iyi değil.

Tom said he heard Mary speaking French. — Tom, Mary’nin Fransızca konuştıuğunu duyduğunu söyledi.

Tom says he heard Mary speaking French. — Tom Mary’nin Fransızca konuştuğunu duyduğunu söylüyor.

Have you ever heard Tom speaking French? — Hiç Tom’un Fransızca konuştuğunu duydun mu?

I don’t feel like speaking French today. — Canım bugün Fransızca konuşmak istemiyor.

I want to get better at speaking French. — Fransızca konuşmada daha iyi olmak istiyorum.

The girl speaking French to Tom is Mary. — Tom’la Fransızca konuşan kız Mary’dir.

speaking French is very difficult for me. — Fransızca konuşmak benim için çok zor.

speaking French isn’t easy, but it’s fun. — Fransızca konuşmak kolay değil ama eğlencelidir.

Tom is getting better at speaking French. — Tom Fransızca konuşmada iyiye gidiyor.

Tom said Mary is good at speaking French. — Tom, Mary’nin Fransızca konuşmakta iyi olduğunu söyledi.

Is Tom really any good at speaking French? — Tom gerçekten de Fransızca konuşmada iyi mi?

Tom said Mary was good at speaking French. — Tom, Mary’nin Fransızca konuşmakta iyi olduğunu söyledi.

I want to become better at speaking French. — Fransızca konuşmada daha iyi olmak istiyorum.

Tom told me he didn’t like speaking French. — Tom bana Fransızca konuşmaktan hoşlanmadığını söyledi.

Tom was never very good at speaking French. — Tom Fransızca konuşmada çok iyi değildi.

You’re good at speaking French, aren’t you? — Fransızca konuşmada iyisin, değil mi?

Have you ever heard someone speaking French? — Hiç Fransızca konuşan birini duydun mu?

I’ve never heard Tom speaking French before. — Tom’un daha önce Fransızca konuştuğunu hiç duymadım.

Those people over there are speaking French. — Oradaki şu insanlar Fransızca konuşuyorlar.

You are good at speaking French, aren’t you? — Fransızca konuşmada iyisin, değil mi?

I need to practice speaking French more often. — Fransızca konuşmayı daha sık pratik yapmalıyım.

I would like to get better at speaking French. — Fransızca konuşmada daha iyi olmak istiyorum.

Tom is better at speaking French than Mary is. — Tom Fransızca konuşmada Mary’den daha iyidir.

I’ve heard that you’re good at speaking French. — Fransızca konuşmada iyi olduğunu duydum.

Tom knows he’s not very good at speaking French. — Tom Fransızca konuşmada çok iyi olmadığını biliyor.

You’re very good at speaking French, aren’t you? — Fransızcayı konuşmada çok iyisin, değil mi?

I’ve heard Tom is really good at speaking French. — Tom’un Fransızca konuşmada gerçekten iyi olduğunu duydum.

The people in the other room are speaking French. — Diğer odadaki insanlar Fransızca konuşuyorlar.

Did you know Tom is pretty good at speaking French? — Tom’un Fransızca konuşmada oldukça iyi olduğunu biliyor muydun?

Tom practices speaking French every chance he gets. — Tom yakaladığı her fırsatta Fransızca konuşmayı pratik yapar.

You’ll all be speaking French fluently pretty soon. — Hepiniz akıcı bir şekilde çok yakında Fransızca konuşacaksınız

That man speaking French to Tom is a friend of mine. — Tom’la Fransızca konuşan o adam benim bir arkadaşımdır.

Tom seldom makes mistakes when he’s speaking French. — Tom Fransızca konuşurken nadiren hatalar yapar.

Don’t you remember how bad Tom is at speaking French? — Tom’un Fransızca konuşmada ne kadar kötü olduğunu hatırlamıyor musun?

Neither Tom nor Mary is very good at speaking French. — Ne Tom ne de Mary Fransızca konuşmakta çok iyidir.

Tom is better at speaking French than the rest of us. — Tom Fransızca konuşmada geriye kalanımızdan daha iyi.

Both Tom and Mary aren’t very good at speaking French. — Hem Tom hem Mary Fransızca konuşmada çok iyi değildir.

Tom is better at speaking French than you think he is. — Tom Fansızca konuşmada senin olduğunu düşündüğünden daha iyi.

Tom isn’t as good at speaking French as you think he is. — Tom senin onun olduğunu düşündüğün kadar Fransızca konuşmada iyi değil.

Tom is better at speaking French than any of his classmates. — Tom Fransızca konuşmada sınıf arkadaşlarının herhangi birinden daha iyidir.

My boss told me that I needed to get better at speaking French. — Patronum bana Fransızca konuşmada daha iyi olmam gerektiğini söyledi.

I grew up speaking French to my mother and English to my father. — Annemle Fransızca ve babamla İngilizce konuşarak büyüdüm.

Many people who hear Tom speaking French think he’s a native speaker. — Tom’un Fransızca konuştuğunu duyan birçok insan onun bir yerli konuşucu olduğunu düşünüyor.

I overheard Tom and Mary speaking French to each other just before class. — Tom ve Mary’nin tam dersten önce birbirleriyle Fransızca konuştuklarına kulak misafiri oldum.

If Tom had been speaking French, I would have been able to understand him. — Tom Fransızca konuşsaydı onu anlayabilirdim.

I hate not being able to understand things when people are speaking French. — İnsanlar Fransızca konuşuyorken şeyleri anlayamamaktan nefret ediyorum.

Tom spends all day speaking French at school and only speaks English at home. — Tom okulda bütün günü Fransızca konuşarak geçirir ve evde sadece İngilizce konuşur.

After I got married, my French got better since I started speaking French with my wife. — Evlendikten sonra karımla Fransızca konuşmaya başladığım için Fransızcam daha iyi oldu.

Most people who hear Tom speaking French would never guess that he wasn’t a native speaker. — Tom’un Fransızca konuştuğunu duyan birçok insan onun bir yerli konuşucu olmadığını asla tahmin edemezdi.

This site is full of exercises for second (2nd) grade students. These exercises are online and interactive. 2nd grade math exercises
You can learn English words in context: use in a sentence and in a sentence