room for ile ilgili cümleler

Save room for dessert. — Tatlı için yer ayır.

There’s room for debate. — Münazara için oda var.

Can you make room for me? — Benim için yer açar mısın?

Is there any room for me? — Benim için yer var mı?

We’ve got a room for you. — Sizin için bir odamız var.

Do you have room for this? — Bunun için yerin var mı?

I want a room for tonight. — Bu gece için bir oda istiyorum.

Make room for the baggage. — Bagaj için yer açın.

There’s no room for doubt. — ޞüphe için yer yok.

There’s only room for one. — Sadece bir kişilik oda var.

Will you make room for me? — Benim için yer açar mısın?

Is there room for one more? — Bir kişi için daha yer var mı?

Please book a room for her. — Lütfen onun için bir oda ayır.

There is no room for doubt. — ޞüpheye yer yok.

We don’t have room for you. — Sizin için yerimiz yok.

We have room for many more. — Daha fazlası için yerimiz var.

Would you make room for me? — Benim için yer açar mısın?

I’d like a room for tonight. — Bu gece için bir oda istiyorum.

There’s room for both of us. — İkimiz için de yer var.

There’s room for discussion. — Tartışma için yer var.

We have room for three more. — Daha üç kişi için yerimiz var.

We’ve got no room for error. — Hata için yerimiz yok.

I need a room for six nights. — Altı gece için bir odaya ihtiyacım var.

There’s room for improvement. — İlerleme için yer var.

Tom prepared a room for Mary. — Tom, Mary için bir oda hazırladı.

I don’t have room for dessert. — Tatlı için yerim yok.

Is there room for improvement? — İyileştirme için yer var mı?

She made room for an old lady. — O yaşlı bir bayana yer açtı.

There isn’t room for everyone. — Herkes için oda yok.

There isn’t room for everyone. — Herkese yer yok.

Can you change the room for me? — Odayı benim için değiştirebilir misin?

Can you make room for one more? — Bir kişi için daha yer yapabilir misin?

I always have room for dessert. — Tatlı için her zaman yerim var.

There is little room for doubt. — ޞüpheye mahal yok.

We have room for thirty people. — Otuz kişilik yerimiz var.

We want a room for four nights. — Biz dört gece için bir oda istiyoruz.

Could you change my room for me? — Benim için odamı değiştirir misiniz?

I’m looking for a room for rent. — Kiralık bir oda arıyorum.

There’s only room for one of us. — Sadece bizden biri için oda var.

A room for two with bath, please. — Banyolu iki kişilik bir oda lütfen.

Is there room for me in your car? — Arabanda benim için yer var mı?

Scoot over and make room for Tom. — Kenara kay ve Tom için yer aç.

We have enough room for everyone. — Herkes için yeterli yerimiz var.

Could you please make room for me? — Lütfen benim için yer açar mısın?

There’s enough room for everybody. — Herkes için yeterli oda var.

There’s enough room for everybody. — Herkes için yeterli boş yer var.

There’s no room for anything more. — Daha fazla bir şey için yer yok.

There’s some room for improvement. — İlerleme için biraz yer var.

He booked a room for me at the inn. — Handa benim için bir oda ayırttı.

There’s no room for us to sit down. — Bize oturacak yer yok.

There’s still room for improvement. — İlerleme için hâlâ yer var.

I’m trying to save room for dessert. — Tatlı için yer ayırmaya çalışıyorum.

There’s always room for improvement. — İlerleme için her zaman yer var.

There’s room for one more in my car. — Arabamda bir kişi için daha yer var.

Tom made room for Mary on the bench. — Tom bankta Mary için yer açtı.

Tom has more than enough room for us. — Tom’un bizim için gereğinden fazla odası var.

We have to rent a room for our party. — Bizim partimiz için bir oda kiralamamız gerekir.

We need to rent a room for our party. — Bizim parti için bir yer kiralamalıyız.

We’d like a room for two with a bath. — Banyolu iki kişilik bir oda istiyoruz.

He searched the room for the lost key. — Kayıp anahtar için odayı aradı.

Help me find an empty room for myself. — Kendim için boş bir oda bulmama yardım et.

Step forward and make room for others. — Bir adım öne çık ve diğerleri için yer aç.

There is no longer any room for doubt. — Artık şüphe için herhangi bir yer yok.

There is no longer any room for doubt. — Artık şüpheye yer yok.

There’s not enough room for everybody. — Herkes için yeterli yer yok.

We have a lot of room for improvement. — İyileşme için çok fazla alanımız var.

There is no room for romance in my life. — Hayatımda romantizm için yer yok.

There’s definitely room for improvement. — İlerleme için kesinlikle yer var.

Tom looked around the room for his keys. — Tom anahtarları için odaya baktı.

Do you have a tatami room for ten people? — On kişilik bir tatami odan var mı?

Does your mother clean your room for you? — Annen senin için odanı temizler mi?

I’d buy a larger TV if I had room for it. — Yerim olsa daha büyük bir TV alırım.

That garage has room for two automobiles. — O garaj iki otomobil alacak yere sahip.

There was room for one person in the car. — Arabada bir kişilik yer vardı.

You should prepare a room for the visitor. — Ziyaretçi için bir oda hazırlaman gerekir.

How many nights would you like the room for? — Odayı kaç gecelik istiyorsun?

I asked him to go to my room for my glasses. — Gözlüğüm için odama gitmesini istedim.

Will you reserve a room for me for tomorrow? — Yarın için bana bir oda ayırır mısınız?

There’s no space in the room for another bed. — Başka bir yatak için odada yer yok.

There’s still plenty of room for improvement. — Görüşme için hâlâ çok yer var.

His statement doesn’t leave room for any doubt. — Onun ifadesi herhangi bir şüpheye yer bırakmıyor.

The police searched Tom’s room for three hours. — Polis üç saat boyunca Tom’un odasını aradı.

There is more than enough room for another car. — Başka bir araba için fazlasıyla yer var.

I don’t have enough space in my room for that desk. — O masa için odamda yeterli yerim yok.

Put the box wherever you can find room for it, please. — Sen onun için nerede oda bulabilirsen kutuyu koy, lütfen.

Tom booked a room for me at a hotel near where he lived. — Tom yaşadığı yerin yanındaki bir otelde benim için bir oda rezervasyon yaptırdı.

If you would move over, there would be room for everyone. — Eğer kenara çekilirsen, herkes için yer olur.

It doesn’t look like anyone’s been in this room for years. — Bu odada yıllardır birisi var gibi görünmüyor.

The old houses were torn down to make room for a supermarket. — Bir süpermarkete yer açmak için eski evler yıkıldı.

Preparing a room for painting is the most important step in the process. — Boya için bir odayı hazırlama süreçte en önemli adımdır.

His guilt leaves no room for doubt.

He booked a room for me at the inn.

Could you find a room for my sister?

There is ample room for another car.

I was cleaning my room for that time.

There is no room for reconsideration.

Step forward and make room for others.

He searched the room for the lost key.

Allocate a room for research purposes.

The young should make room for the old.

There was room for one person in the car.

He made room for an old man in the train.

There is enough room for us to play.

pllim
She made room for an old woman in the bus.

There is no room for doubt about his guilt.

She made room for an old women on the train.

Let’s adjourn to the dining room for dinner.

I asked him to go to my room for my glasses.

They made room for the old lady on the train.

Put the box wherever you can find room for it, please.

If you would move over, there would be room for everyone.

Actually, this method has plenty of room for improvement.

There’s still plenty of room for improvement in dictionaries.

She doesn’t dare leave the room for fear she should catch cold.

We moved our bags to make room for the elderly lady to sit down.

Actually, the present method has plenty of room for improvement.

Pearl has just gone to the ladies’ room for a minute to refresh her make-up.

We chopped down a few trees on our land to make room for an outdoor barbeque.

When her parents punish her, they usually send her to her room for a time-out.

The biggest heart in the world does not have any room for the memory of a wrong.

The children were excitedly searching around the room for the chocolate Easter eggs.

This site is full of exercises for second (2nd) grade students. These exercises are online and interactive. 2nd grade math exercises
You can learn English words in context: use in a sentence and in a sentence