how to get ile ilgili cümleler

I know how to get there. — Oraya nasıl gideceğimi biliyorum.

I’ll ask how to get there. — Oraya nasıl gideceğimi soracağım.

Tom knows how to get there. — Tom oraya nasıl gideceğini bilir.

Do you know how to get there? — Oraya nasıl gideceğini biliyor musun?

I don’t know how to get there. — Oraya nasıl gideceğimi bilmiyorum.

I know how to get things done. — İşleri nasıl yaptıracağımı biliyorum.

Tell us how to get out of here. — Bize buradan nasıl çıkacağımızı söyle.

Please explain how to get there. — Lütfen oraya nasıl gidileceğini açıklayın.

Tom knew how to get me to laugh. — Tom beni nasıl güldüreceğini biliyordu.

Tom knows how to get things done. — Tom işleri nasıl yaptıracağını biliyor.

Tell me how to get to Tom’s house. — Bana Tom’un evine nasıl gideceğimi söyle.

Tell us how to get to Tom’s house. — Bize Tom’un evine nasıl gideceğimizi söyle.

Could you tell me how to get there? — Oraya nasıl gideceğimi söyleyebilir misin?

I told Tom how to get to our house. — Tom’a evimize nasıl gideceğini söyledim.

Could you find out how to get there? — Oraya nasıl gideceğini öğrenir misin?

Do you know how to get to our place? — Bizim yerimize nasıl gidileceğini biliyor musun?

He told me how to get to the museum. — Bana müzeye nasıl gideceğimi söyledi.

Please tell me how to get to Boston. — Lütfen bana Boston’a nasıl gideceğimi söyle.

Tom told me how to get to his house. — Tom bana onun evine nasıl gideceğimi söyledi.

Do you know how to get a hold of Tom? — Tom’u nasıl bulacağını biliyor musun?

Tell me how to get back to the hotel. — Bana otele nasıl döneceğimi söyle.

Do you know how to get to Tom’s house? — Tom’un evine nasıl gidileceğini biliyor musun?

I told Tom how to get to Mary’s house. — Tom’a Mary’nin evine nasıl gidildiğini anlattım.

Please tell me how to get to the bank. — Lütfen bana bankaya nasıl gideceğimi söyleyin.

Tom told me how to get to the theater. — Tom bana tiyatroya nasıl gidileceğini söyledi.

I don’t know how to get home from here. — Buradan eve nasıl gideceğimi bilmiyorum.

Please tell me how to get to the beach. — Lütfen bana sahile nasıl gideceğimi söyleyin.

Tom asked Mary how to get to her house. — Tom Mary’ye onun evine nasıl gideceğini sordu.

Do you think Tom knows how to get there? — Tom’un oraya nasıl gideceğini bildiğini mi düşünüyorsun?

Please tell me how to get to your house. — Lütfen bana evine nasıl gideceğimi söyle.

She asked him how to get to the station. — O, ona istasyona nasıl gideceğini sordu.

Tom always knows how to get things done. — Tom her zaman işleri nasıl yaptıracağını biliyor

Tom asked me how to get to Mary’s house. — Tom bana Mary’nin evine nasıl gideceğini sordu.

Will you tell me how to get to Shinjuku? — Shinjuku’ya nasıl gidileceğini bana söyler misin?

Do you know how to get in touch with Tom? — Tom’la nasıl irtibata geçeceğini biliyor musun?

Please tell me how to get to Tom’s house. — Lütfen bana Tom’un evine nasıl gideceğimi söyle.

Please tell me how to get to the airport. — Lütfen bana havalanına nasıl gideceğimi söyle.

Tom knows how to get on Mary’s good side. — Tom Mary ile nasıl geçinileceğini biliyor.

Can you tell me how to get to the airport? — Bana havaalanına nasıl gidebileceğimi söyleyebilir misin?

Can you tell me how to get to the library? — Bana kütüphaneye nasıl gideceğimi söyleyebilir misin?

Can you tell me how to get to the station? — İstasyona nasıl gideceğimi bana söyleyebilir misiniz?

I don’t remember how to get to your house. — Senin evine nasıl gidileceğini hatırlamıyorum.

Will you tell me how to get to your house? — Evinize nasıl gidildiğini bana söyler misin?

Could you tell me how to get to your house? — Bana evine nasıl gideceğimi söyleyebilir misin?

Do you know how to get to the Hilton Hotel? — Hilton Oteli’ne nasıl ulaşılacağını biliyor musunuz?

Tom asked me how to get to the post office. — Tom bana postaneye nasıl gideceğini sordu.

Can you tell me how to get to the city hall? — Belediye binasına nasıl gidildiğini söyler misiniz?

Could you tell me how to get to Park Street? — Park Street’e nasıl gidileceğini bana söyler misiniz?

Could you tell me how to get to Tom’s house? — Bana Tom’un evine nasıl gideceğimi söyleyebilir misin?

Could you tell me how to get to the station? — İstasyona nasıl gideceğimi söyleyebilir misin?

Could you tell me how to get to the station? — İstasyona nasıl gideceğimi bana söyler misiniz?

Could you tell me how to get to your office? — Ofisinize nasıl gideceğimi bana söyleyebilir misiniz?

I assume you know how to get to Tom’s house. — Sanırım Tom’un evine nasıl gideceğini biliyorsun.

Tom doesn’t know how to get to Mary’s house. — Tom Mary’nin evine nasıl gideceğini bilmiyor.

Can you tell me how to get to Lincoln Center? — Lincoln Center’a nasıl gideceğimi bana söyleyebilir misiniz?

Could you tell me how to get to the ballpark? — Top sahasına nasıl gidileceğini bana söyleyebilir misiniz?

I hope Tom remembers how to get to our house. — Umarım Tom evimize nasıl gideceğini hatırlar.

The question is how to get this done in time. — Soru bunu zamanında nasıl yaptırmak.

Could you tell me how to get to Osaka station? — Osaka istasyonuna nasıl gideceğimi bana söyler misiniz?

Tom probably knows how to get to Mary’s house. — Tom muhtemelen Mary’nin evine nasıl gideceğini biliyor.

Can you tell me how to get to the Hilton Hotel? — Bana Hilton Oteli’ne nasıl gideceğimi söyleyebilir misin?

Tom thinks he knows how to get to Mary’s house. — Tom Mary’nin evine nasıl gideceğini bildiğini düşünüyor.

Can you tell me how to get to the train station? — Bana tren istasyonuna nasıl gideceğimi söyleyebilir misin?

Follow me. I’ll show you how to get out of here. — Beni takip edin. Size buradan çıkış yolunu göstereceğim.

I need to ask Tom about how to get to his house. — Benim Tom’a onun evine nasıl gidileceği hakkında sormaya ihtiyacım var.

Could you tell me how to get to the Hilton Hotel? — Hilton Otel’ine nasıl gidileceğini bana söyleyebilir misiniz?

I never did figure out how to get to Tom’s house. — Tom’un evine nasıl gideceğimi asla anlamadım.

Please follow me. I’ll show you how to get there. — Lütfen beni izle. Oraya nasıl gideceğini sana göstereceğim.

Tom couldn’t remember how to get to Mary’s house. — Tom Mary’nin evine nasıl gideceğini hatırlayamadı.

Can you tell me how to get to the nearest station? — En yakın istasyona nasıl gideceğimi bana söyleyebilir misin?

Does anyone here know how to get this window open? — Burada biri bu pencerenin nasıl açılacağını biliyor mu?

Could you please tell me how to get to the airport? — Lütfen bana havaalanına nasıl gideceğimi söyler misiniz?

Could you please tell me how to get to the station? — İstasyona nasıl gideceğimi lütfen bana söyleyebilir misiniz?

Could you tell me how to get to the subway station? — Metro istasyonuna nasıl gideceğimi bana söyler misin?

Could you tell me how to get to the nearest station? — Bana en yakın istasyona nasıl gideceğimi söyler misin?

Do you happen to know how to get downtown from here? — Buradan şehir merkezine nasıl gideceğini biliyor musun?

I think Tom doesn’t know how to get to Mary’s place. — Sanırım Tom Mary’nin evine nasıl gideceğini bilmiyor.

Could you tell how to get to the nearest supermarket? — En yakın süpermarkete nasıl gidileceğini söyleyebilir misin?

Tell Tom that I already know how to get to his place. — Tom’a onun yerine nasıl gideceğimi zaten bildiğimi söyle.

Could you tell me how to get to Park Street from here? — Buradan Park Street’e nasıl gideceğimi bana söyler misiniz?

Do you know how to get there by public transportation? — Toplu taşıma ile oraya nasıl gideceğini biliyor musun?

Excuse me, can you tell me how to get to Central Park? — Affedersiniz, Central Park’a nasıl gidebileceğimi bana söyleyebilir misiniz?

Tom pretended not to know how to get to Mary’s school. — Tom Mary’nin okuluna nasıl gidileceğini bilmiyormuş gibi davrandı.

Tom pretended not to know how to get to Mary’s school. — Tom Mary’nin okuluna nasıl gidileceğini bilmezlikten geldi.

Please tell me how to get to the post office from here. — Lütfen bana buradan postaneye nasıl gideceğimi söyle.

You’re the only one who knows how to get to Tom’s house. — Tom’un evine nasıl gideceğini bilen tek kişisin.

I don’t know how to get along with those difficult people. — Bu zor insanlarla nasıl geçineceğimi bilmiyorum.

Excuse me, but could you tell me how to get to Central Park? — Affedersiniz ama Central Park’a nasıl gideceğimi bana söyleyebilir misiniz?

Tell me how to get to the restaurant we’re going to be eating at. — Bana yemek yiyeceğimiz restorana nasıl gideceğimi söyle.

Tom asked someone he met on the street how to get to the station. — Tom yolda karşılaştığı birine istasyona nasıl gideceğini sordu.

I wish I could figure out how to get my car painted without paying a lot of money. — Keşke çok para ödemeden arabamı nasıl boyatacağımı bulabilsem.

A young boy, who couldn’t have been more than five years old, asked Tom how to get to the post office. — Beş yaşından büyük olması mümkün olmayan, genç bir çocuk Tom’a postaneye nasıl gideceğini sordu.

They didn’t agree how to get there.

He told me how to get to the museum.

I told Jane how to get to our school.

CN
Will you tell me how to get to Shinjuku?

Will you tell me how to get to your house?

Can you tell me how to get to the city hall?

Could you tell me how to get to your office?

Could you tell me how to get to the ballpark?

We know how to get around traffic congestion.

Could you tell me how to get to Osaka station?

Can you tell me how to get to the nearest station?

Could you tell me how to get to the subway station?

Could you tell me how to get to the nearest station?

She indicated on the map how to get to the post office.

This site is full of exercises for second (2nd) grade students. These exercises are online and interactive. 2nd grade math exercises
You can learn English words in context: use in a sentence and in a sentence