cümle sonundaki too anlamı, kullanımı ve ilgili cümleler

Cümle sonundaki too anlamı, kullanımı ve ilgili örnek cümleler

I can do it, too. — Onu ben de yapabilirim.

I can do it, too. — Ben de onu yapabilirim.

I drink tea, too. — Ben de çay içerim.

I like dogs, too. — Ben de köpekleri seviyorum.

I like that, too. — Ben de onu seviyorum.

I love cats, too. — Ben de kedileri severim.

I want beef, too. — Ben de sığır eti istiyorum.

I was there, too. — Ben de oradaydım.

I’m nervous, too. — Ben de sinirliyim.

I’m worried, too. — Ben de endişeliyim.

Is Tom here, too? — Tom da burada mı?

Let me come, too. — Ben de geleyim.

That’s good, too. — Bu da iyi.

That’s mine, too. — O da benim.

That’s true, too. — O da doğru.

Tom has one, too. — Tom da birine sahip.

Tom is here, too. — Tom da burada.

Tom laughed, too. — Tom da güldü.

We miss you, too. — Biz de seni özledik.

We’re sorry, too. — Biz de üzgünüz.

Will you go, too? — Sen de gidecek misin?

Are you home, too? — Sen de evde misin?

Can Tom come, too? — Tom da gelebilir mi?

Can she come, too? — O da gelebilir mi?

Has Tom gone, too? — Tom da gitti mi?

I enjoyed it, too. — Ben de ondan zevk aldım.

I got mugged, too. — Ben de soyuldum.

I heard that, too. — Onu ben de duydum.

I helped Tom, too. — Ben de Tom’a yardımcı oldum.

I like candy, too. — Ben de şeker severim.

I love music, too. — Ben de müzik seviyorum.

I play chess, too. — Ben de satranç oynarım.

I thought so, too. — Ben de öyle düşündüm.

I want to go, too. — Ben de gitmek istiyorum.

I was mugged, too. — Ben de saldırıya uğradım.

I’d be angry, too. — Ben de kızardım.

I’ll do that, too. — Bunu ben de yapacağım.

I’m Canadian, too. — Ben de Kanadalıyım.

Is Tom going, too? — Tom da gidiyor mu?

Is Tom there, too? — Tom da orada mıydı?

Tom can come, too. — Tom da gelebilir.

Tom can swim, too. — Tom da yüzebilir.

Tom did that, too. — Tom’da onu yaptı.

Tom has died, too. — Tom da öldü.

Tom is a dad, too. — Tom da bir baba.

Tom is going, too. — Tom da gidiyor.

Tom is there, too. — Tom da orada.

Tom liked it, too. — Tom da onu seviyordu.

Tom was fast, too. — Tom da hızlıydı.

Tom was here, too. — Tom da buradaydı.

Tom was shot, too. — Tom da vuruldu.

You’re right, too. — Sen de haklısın.

You’re right, too. — Siz de haklısınız.

Are you going, too? — Sen de gidiyor musun?

Are you going, too? — Sen de mi gidiyorsun?

I can do that, too. — Onu ben de yapabilirim.

I have to eat, too. — Ben de yemek zorundayım.

I like Boston, too. — Ben de Boston’u beğenirim.

I like skiing, too. — Ben de kayak yapmayı seviyorum.

I play tennis, too. — Ben de tenis oynarım.

I remember it, too. — Ben de onu hatırlıyorum.

I should come, too. — Ben de gelmeliyim.

I was nervous, too. — Ben de sinirliydim.

I’d better go, too. — Ben de gitsem iyi olur.

I’ll help you, too. — Ben de sana yardım edeceğim.

I’ll miss Tom, too. — Ben de Tom’u özleyeceğim.

I’ll miss you, too. — Ben de seni özleyeceğim.

I’m a teacher, too. — Ben de bir öğretmenim.

I’m a tourist, too. — Ben de turistim!

I’m in danger, too. — Ben de tehlikedeyim.

I’ve got kids, too. — Benim de çocuklarım var.

I, too, like candy. — Ben de şeker severim.

Is she coming, too? — O da geliyor mu?

It bothers me, too. — Bu beni de rahatsız ediyor.

My name’s Tom, too. — Benim adım da Tom.

Tom called me, too. — Tom da beni aradı.

Tom does that, too. — Tom da onu yapar.

Tom helped me, too. — Tom da bana yardım etti.

Tom is coming, too. — Tom da geliyor.

Tom is crying, too. — Tom da ağlıyor.

Tom thinks so, too. — Tom da öyle düşünüyor.

Tom was there, too. — Tom da oradaydı.

Was Tom upset, too? — Tom da üzgün müydü?

We missed you, too. — Biz de seni özledik.

We were there, too. — Biz de oradaydık.

You can do it, too. — Siz de bunu yapabilirsiniz.

You can do it, too. — Sen de bunu yapabilirsin.

Can I have one, too? — Ben de bir tane alabilir miyim?

Do we need Tom, too? — Bizim de Tom’a ihtiyacımız var mı?

Do you feel it, too? — Sen de bunu hissediyor musun?

Do you like me, too? — Sen de benden hoşlanıyor musun?

I am a teacher, too. — Ben de bir öğretmenim.

I am a teacher, too. — Ben de öğretmenim.

I can help you, too. — Ben de size yardım edebilirim.

I like English, too. — Ben de İngilizceyi severim.

I like English, too. — Ben de İngilizceyi seviyorum.

I noticed that, too. — Onu ben de fark ettim.

I speak French, too. — Fransızca da konuşurum.

I study French, too. — Ben de Fransızca okuyorum.

I thought that, too. — Ben de onu düşündüm.

I want to come, too. — Ben de gelmek istiyorum.

I was arrested, too. — Ben de tutuklandım.

I was outraged, too. — Ben de şaşkına dönmüştüm.

I’d be nervous, too. — Ben de gerilirdim.

I’d like to go, too. — Ben de gitmek isterim.

I’m a beginner, too. — Ben de yeni başladım.

I’ve done that, too. — Onu bende yaptım.

I’ve seen that, too. — Onu ben de gördüm.

My name is Tom, too. — Benim adım da Tom.

She has faults, too. — Onun da hataları var.

They helped me, too. — Onlar da bana yardım etti.

Tom is jealous, too. — Tom da kıskanç.

Tom is nervous, too. — Tom da sinirli.

Tom is worried, too. — Tom da endişeli.

Tom thought so, too. — Tom da öyle düşünmüştü.

Tom was crying, too. — Tom da ağlıyordu.

We’ll miss you, too. — Biz de seni özleyeceğiz.

Well, I’m busy, too. — ޞey, ben de meşgulüm.

Were you there, too? — Sen de orada mıydın?

You were right, too. — Sen de haklıydın.

You were there, too. — Sen de oradaydın.

You’ve hurt me, too. — Sen de bana zarar verdin.

Are they coming, too? — Onlar da geliyorlar mı?

This site is full of exercises for second (2nd) grade students. These exercises are online and interactive. 2nd grade math exercises
You can learn English words in context: use in a sentence and in a sentence