any longer ile ilgili cümleler

I can’t stay any longer. — Ben artık kalamam.

I can’t wait any longer. — Artık bekleyemem.

I won’t stay any longer. — Artık kalmayacağım.

I can’t fight any longer. — Ben artık dövüşemem.

We can’t stay any longer. — Artık kalamayız.

We can’t wait any longer. — Artık bekleyemem.

We can’t wait any longer. — Daha fazla bekleyemem.

I can’t resist any longer. — Ben artık dayanamıyorum.

Let’s not wait any longer. — Artık beklemeyelim.

Tom can’t wait any longer. — Tom daha fazla bekleyemez.

You can’t wait any longer. — Artık bekleyemezsin.

I can’t bear it any longer. — Ona daha fazla katlanamam.

I can’t take it any longer. — Ben onu daha uzun alamam.

I couldn’t wait any longer. — Artık bekleyemedim.

I won’t do that any longer. — Artık bunu yapmayacağım.

I can’t stand it any longer. — Ben artık buna dayanamıyorum.

I couldn’t stand any longer. — Daha fazla dayanamadım.

I refuse to wait any longer. — Daha fazla beklemeyi reddediyorum.

She may not wait any longer. — O, artık beklemeyebilir.

They don’t exist any longer. — Onlar artık yoklar.

Tom may not wait any longer. — Tom artık beklemeyebilir.

I can’t bear this any longer. — Ben artık buna katlanamıyorum.

I can’t stay here any longer. — Artık burada kalamam.

I can’t take this any longer. — Artık buna katlanamam.

I do not love him any longer. — Artık onu sevmiyorum.

I don’t trust him any longer. — Ona artık güvenmiyorum.

I won’t take this any longer. — Buna daha fazla katlanamayacağım.

Tom can’t do that any longer. — Tom artık bunu yapamaz.

Tom can’t take it any longer. — Tom artık onu alamaz.

Tom couldn’t wait any longer. — Tom artık bekleyemedi.

Tom won’t do that any longer. — Tom artık bunu yapmayacak.

We’re not waiting any longer. — Artık beklemiyoruz.

I can’t be patient any longer. — Ben artık sabırlı olamam.

I can’t put it off any longer. — Onu artık erteleyemem.

I can’t stand this any longer. — Buna daha fazla katlanamam.

I can’t watch this any longer. — Artık bunu izleyemiyorum.

I couldn’t do that any longer. — Artık onu yapamadım.

I do not trust him any longer. — Ben artık ona güvenmiyorum.

I don’t believe it any longer. — Ben artık buna inanmıyorum.

Tom might not wait any longer. — Tom artık beklemeyebilir.

You shouldn’t wait any longer. — Artık beklemene gerek yok.

Do you want to stay any longer? — Artık kalmak istiyor musun?

He couldn’t take it any longer. — O artık buna katlanamadı.

I can’t fool around any longer. — Artık aylaklık edemem.

I couldn’t stand it any longer. — Ben ona daha uzun dayanamadım.

I don’t believe him any longer. — Artık ona inanmıyorum.

Tom can’t stay here any longer. — Tom artık burada kalamaz.

Tom can’t take this any longer. — Tom artık bunu alamaz.

We can’t delay this any longer. — Artık bunu erteleyemeyiz.

We’re not safe here any longer. — Artık burada güvende değiliz.

You can’t stay here any longer. — Sen artık burada kalamazsın.

I can’t wait for him any longer. — Artık onu bekleyemem.

I don’t want to wait any longer. — Artık beklemek istemiyorum.

I refuse to obey you any longer. — Artık sana itaat etmeyi reddediyorum.

Tom couldn’t do that any longer. — Tom artık onu yapamadı.

Tom couldn’t take it any longer. — Tom buna daha fazla dayanamadı.

You can’t put it off any longer. — Artık bunu erteleyemezsin.

I can’t keep you here any longer. — Seni daha fazla burada tutamam.

I can’t possibly stay any longer. — Muhtemelen artık kalamam.

I can’t stand it here any longer. — Artık burada buna katlanamıyorum.

I couldn’t look at it any longer. — Artık ona bakamadım.

I’m not going to wait any longer. — Artık beklemeyeceğim.

I’m too tired to walk any longer. — Artık yürüyemeyecek kadar çok yorgunum.

Tom couldn’t stand it any longer. — Tom ona artık dayanamadı.

We don’t want to wait any longer. — Artık beklemek istemiyoruz.

You know I can’t wait any longer. — Artık bekleyemeyeceğimi biliyorsun.

You know I can’t wait any longer. — Daha fazla bekleyemeyeceğimi biliyorsun.

You’d better not wait any longer. — Artık beklemesen iyi olur.

Don’t you want to stay any longer? — Artık kalmak istemiyor musun?

He decided not to wait any longer. — Daha fazla beklememeye karar verdi.

I can’t bear the noise any longer. — Gürültüye artık katlanamıyorum.

I can’t put up with it any longer. — Artık ona katlanamıyorum.

I can’t take this pain any longer. — Artık bu ağrıya katlanamam.

I refuse to be ignored any longer. — Daha fazla görmezden gelmeyi reddediyorum.

Let’s not wait for Tom any longer. — Artık Tom’u beklemeyelim.

Tom doesn’t trust Mary any longer. — Tom Mary’ye artık güvenmiyor.

Tom is not an idle boy any longer. — Tom artık başıboş bir çocuk değil.

Tom said he can’t wait any longer. — Tom artık bekleyemeyeceğini söyledi.

Tom says he can’t wait any longer. — Tom daha fazla bekleyemeyeceğini söylüyor.

Tom won’t have to hide any longer. — Tom artık saklanmak zorunda kalmayacak.

We can’t be happy here any longer. — Biz artık burada mutlu olamayız.

You don’t need to wait any longer. — Daha fazla beklemene gerek yok.

You won’t have to hide any longer. — Artık saklanmak zorunda olmayacaksın.

I can’t put up with her any longer. — Ona daha fazla katlanamam.

I can’t put up with him any longer. — Ona daha fazla katlanamam.

I’m sorry we can’t stay any longer. — Ãœzgünüm artık kalamayız.

Tom decided not to wait any longer. — Tom artık beklememeye karar verdi.

Tom didn’t want to live any longer. — Tom artık yaşamak istemiyordu.

Tom didn’t want to wait any longer. — Tom daha fazla beklemek istemiyordu.

We can’t afford to wait any longer. — Daha fazla beklemeyi göze alamayız.

You had better not wait any longer. — Artık beklemesen iyi olur.

I can’t live any longer without him. — Artık onsuz yaşayamam.

I can’t put up with this any longer. — Buna daha fazla katlanamam.

I can’t stand that noise any longer. — O gürültüye daha fazla dayanamam.

I can’t stand this noise any longer. — Artık bu gürültüye dayanamam.

I don’t think I can wait any longer. — Daha fazla bekleyebileceğimi sanmıyorum.

Tom couldn’t stay silent any longer. — Tom artık sessiz kalamazdı.

Tom doesn’t need to wait any longer. — Tom’un artık beklemesi gerekmiyor.

Tom doesn’t want to wait any longer. — Tom artık beklemek istemiyor.

I can’t delay my decision any longer. — Artık kararımı erteleyemiyorum.

I don’t feel like waiting any longer. — Canım daha fazla beklemek istemiyor.

I don’t think we can wait any longer. — Daha fazla bekleyebileceğimizi sanmıyorum.

I don’t want to stay here any longer. — Artık burada kalmak istemiyorum.

Tom isn’t studying French any longer. — Tom artık Fransızca çalışmıyor.

Tom said he couldn’t wait any longer. — Tom artık bekleyemeyeceğini söyledi.

I can’t sit around waiting any longer. — Ben daha uzun beklemek için etrafta oturamam.

I don’t intend to use this any longer. — Bunu artık kullanma niyetinde değilim.

I think you shouldn’t wait any longer. — Bence artık beklememen gerekir.

There’s no point in living any longer. — Artık yaşamanın anlamı yok.

Tom couldn’t take the pain any longer. — Tom ağrıya daha fazla dayanamadı.

We cannot follow your plan any longer. — Artık planını izleyemeyiz.

He couldn’t hold his temper any longer. — O artık öfkesini tutamadı.

He couldn’t keep his temper any longer. — Daha fazla sinirine hakim olamadı.

I can’t stand his arrogance any longer. — Onun küstahlığına daha fazla dayanamam.

I can’t tolerate this noise any longer. — Artık bu gürültüye dayanamam.

I don’t want to stay in bed any longer. — Artık yatakta kalmak istemiyorum.

I don’t want to torment you any longer. — Sana daha fazla acı çektirmek istemiyorum.

I suggest that you not wait any longer. — Daha fazla beklememeni öneriyorum.

She didn’t want him to stay any longer. — O, onun daha fazla kalmasını istemedi.

Tom couldn’t stand the pain any longer. — Tom ağrıya daha fazla dayanamadı.

You won’t have to work here any longer. — Artık burada çalışmak zorunda olmayacaksın.

I can’t put up with the heat any longer. — Sıcaklığa daha fazla dayanamıyorum.

I cannot stand his arrogance any longer. — Ben artık onun küstahlığına daha fazla dayanamam.

I don’t think we should wait any longer. — Artık beklememiz gerektiğini sanmıyorum.

It’s a waste of time to wait any longer. — Daha fazla beklemek zaman kaybı.

This site is full of exercises for second (2nd) grade students. These exercises are online and interactive. 2nd grade math exercises
You can learn English words in context: use in a sentence and in a sentence